ART/icle Cilt 4, Sayı 3, Aralık 2024
Bu koleksiyon için kalıcı URI
Güncel Gönderiler
Öğe KİTAP İNCELEMESİ: Gizliliğin Estetiği: Dijital Kültür, Video Oyunları ve Algı Politikaları(İstanbul Gelişim Üniversitesi Yayınları / Istanbul Gelisim University Press, 2024) Kanık, İlkayYazar: Toni PAPE The Aesthetics of Stealth: Digital Culture, Video Games, and the Politics of Perception, (Gizliliğin Estetiği: Dijital Kültür, Video Oyunları ve Algı Politikaları), MIT Press, 2024. 240 sayfa. ISBN: 9780262549783Öğe Artificial Intelligence and Originality in Design(İstanbul Gelişim Üniversitesi Yayınları / Istanbul Gelisim University Press, 2024) Günay, MustafaThe Purpose of the Study: This paper addresses how artificial intelligence (AI) plays a role in the world of design and how it affects the concept of originality. The paper examines the use of AI in areas such as graphic design, logo design, painting, original designs and web design, and discusses the innovations that this technology brings to design processes. The paper also considers the positive and negative effects of AI on designers. Positive effects include the acceleration of design processes and the access to a wider creative spectrum. On the other hand, the impact of AI on originality is a controversial issue. It is questioned how original the designs produced with AI are and whether these designs have artistic value. Literature Review/Background: The impact of artificial intelligence (AI) technology in the field of design and the reconsideration of the concept of originality are mentioned. While AI offers speed and efficiency in design processes, creative solutions have been addressed through learning from data and algorithms. While the innovations and efficiency advantages offered by AI expand the creative capacities of designers, the concepts of originality and personal expression are evaluated. Methodology: The research design of the study was qualitative, document scanning method was used as the data collection method, and content analysis method was used to analyse the data. Using the document scanning method, the effects of artificial intelligence in design and the concepts of originality were discussed. Findings: The impact of artificial intelligence (AI) technology in the field of design necessitates a reconsideration of the concept of originality. While AI offers speed and efficiency in design processes, it produces creative solutions through learning from data and algorithms. However, originality in this process can often be derived from existing data or based on style transfers. While the innovations and efficiency advantages offered by AI expand the creative capacities of designers, it may cause you to question the concepts of originality and personal expression.Conclusion: the paper suggests that AI is an important tool in the design world and predicts that this technology will become even more widespread in the future. However, it is emphasised that AI should be used carefully and consciously in creative processes.Öğe Metro Ulaşım İstasyonlarında Sokak Müziğine Yönelik Mekânsal Bir Değerlendirme(İstanbul Gelişim Üniversitesi Yayınları / Istanbul Gelisim University Press, 2024) Özer, AdemGiriş ve Çalışmanın Amacı: Bu çalışmada transit odaklı geliştirme projeleri bağlamında yapılan metro ulaşım istasyonlarında sokak müzisyenlerinin müzik sanatını icra ettiği alanlarının analiz edilerek değerlendirilip bu alanların geliştirilmesine yönelik model tasarımlar üretmek amaçlanmıştır. Kavramsal/Kuramsal Çerçeve: Bu çalışmada sokak müziğinin günümüzde ortaya çıkmasında etkili olan kentsel ve sanatsal süreçlere değinilmiştir. Transit odaklı geliştirme projeleri bağlamında müzik ile insan ve mekân ilişkisi kavramsal boyutlarıyla değerlendirilmiştir. Yöntem: Bu çalışmada sokak müzisyenlerinin müzik sanatını icra ettiği önemli alanlardan biri olan metro ulaşım istasyonları ele alınmış ve eleştirel bir literatür taraması yapılmıştır. İstanbul’un en yoğun kullanılan birkaç metro istasyonlarında yerinde gözlem ve fotoğraflama yapılarak alan analizi edilmiştir. Bu alanların fiziksel ve işlevsel hale getirilerek tanımlı mekânlara dönüştürülmesine yönelik örnek model tasarımlar geliştirilmesi üzerine araştırma yapılmıştır. Bulgular: Metro ulaşım istasyonlarında sokak müzisyenlerinin müzik sanatını icra ettiği kamusal alanların mevcut durumları analiz edilmiştir. Bu alanların hem sokak müzisyenleri açısından hem de metro ulaşım istasyonunda yapılan müziği dinlemek isteyen yolcular için tanımlı, verimli ve konforlu alanlar olmadığı tespit edilmiştir. Bu tanımsız alanların, tanımlı mekânlara dönüştürülmesi için öneri kapsamında model tasarım projeleri üzerine tasarımlar yapılmıştır. Sonuç: Bu çalışma sayesinde metro ulaşım istasyonlarındaki tanımsız alanların tanımlı mekânlara dönüştürülmesiyle bu alanların daha keyifli ve sosyal bir ortam haline getirilip farklı türdeki müziklerin toplumun geneline ulaşmasına ve sokak müzisyenlerinin geçimini sağlamalarına yardımcı olacağı düşünülmektedir.Öğe İç Mekân ve Mobilya Tasarımında Modern Dönem Bakış Açısıyla Tasarımda Uyum Cetveli(İstanbul Gelişim Üniversitesi Yayınları / Istanbul Gelisim University Press, 2024) Durmuş Ataş, Hale; Başarık Aytekin, EmelGiriş ve Çalışmanın Amacı: İç mekân ve mobilya tasarımlarında güncel örneklerde beliren biçimsel ve bağlamsal uyumsuzluğun yabancılaşma etkileri tasarım düşüncesinin gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu konu üzerine yoğunlaşıldığında temel tasarım ilkelerinden benzerlik ve tamamlama ilkelerinin vurgulanması probleme çözüm üretebilmek açısından önemlidir. İç mekân ve mobilya tasarımlarında, birim-bütün ilişkisi bağlamında, Gestalt kuramı ve tasarım ilkeleri çerçevesinde, “biçimsel yabancılaşmaya” karşı olarak “biçimsel yakınlaşma” olarak ifade edilebilen bu yaklaşımla, Modern Döneme ait iç mekân örnekleri irdelenmiş, araştırmanın bağlamına uygun bir biçimde stil kavramı ile tasarım ilkeleri bağdaştırılarak, birim-bütün ilişkisi ve uyumu ile doğrudan ilişkili bir cetvel tasarlanmıştır. Bu cetvel, iç mimarlık eğitimi, öğrencileri ve tasarımcılar için, mekân tasarımında bir yöntem önerisi oluşturmak amacıyla tasarlanmış, mobilyanın mobilyayla ve mekânla ilişkisinin, belirlenen ilkelerin dikkate alınarak oluşturulması fikriyle, stil konusunda tutarlılığı olan mekânların tasarlanabilmesi adına iç mimarlık öğrencilerine katkı sağlaması hedeflenmiştir. Bu çalışma Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, İç Mimarlık Bölümü Doktora Programında 9 Temmuz 2024 tarihinde kabul edilen, “İç Mekân ve Mobilyada Stil Kavramı Bağlamında Birim Bütün İlişkisi ve Uyumunun Modern Dönem Örnekleri Üzerinden İrdelenmesi, Tasarımda Uyum Cetveli Önerisi” adlı doktora tezinden üretilmiştir. Kavramsal/Kuramsal Çerçeve: Araştırma kapsam olarak, çağımıza yakınlığıyla, birim-bütün ilişkisi ve uyumunu ideal şekilde yansıtan örneklere sahip olması sebebiyle Modern Dönemin 1860-1950 yılları arasında geçen dönemle sınırlandırılmıştır. Araştırmanın problemine bağlı olarak iç mekân ve mobilya tasarımlarında ortaya çıkan biçimsel yabancılaşmanın önüne geçebilmek amacıyla birim bütün ilişkisi ve uyumunun vurgulanması, stil kavramı bağlamında kompozisyon kurallarının anlaşılması, temel tasarım ve Gestalt ilkelerinin kavramsal niteliğinin Modern Dönem üzerinden anlaşılması önem arz etmektedir. Yöntem: Araştırmanın kapsamında belirtilen dönem aralığı, betimsel ve içerik analizine tabi tutulmuş, kronolojik olarak örnekler üzerinden açıklanmıştır. 1860-1950 döneminin öne çıkan tasarımcılarına ait mimari iç mekân ve mobilya örnekleri, kronolojik olarak bir araya getirilmiş, tasarımcının stili göz önünde bulundurularak, birim-bütün ilişkisi ve uyumu üzerinden irdelenmiştir. Temel tasarım ve Gestalt ilkeleri tanımlayıcı, kuramsal, karşılaştırmalı yöntemler ile anlatılarak, araştırmanın amacında belirtildiği gibi oluşturulması hedeflenen ilkeler, iç mekân tasarımına ilişkin kavramlar ve anket sonuçları çerçevesinde bir araya getirilerek, sistematik bir düzende, tablolar oluşturularak açıklanmıştır. Bulgular: Araştırmanın problemine çözüm üretebilmek amacıyla yapılan anket çalışmasından elde edilen bulgularda, öğrencilerin stil kavramına ilişkin sorulan tanımlama sorularında çoğunlukla kararsız kaldıkları, birim bütün ilişkisi açısından form birliği ve bütünlüğü yönünde birim ile bütün arasında doğru ilişkiyi kurmakta zorlandıkları, sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç: İç mimarlık eğitimine katkı sağlayacak “tasarımda uyum cetveli” (TUC) tasarıma girişte bir kılavuz görevi görmesinin yanı sıra, bu sayede, iç mimarlık öğrencilerinin tasarım eğitimi aşamasında daha bilinçli kararlar alabilmesi ve oluşturacağı iç mekân tasarımlarında hedefine yönelik uygun ve uyumlu karar alabilme yetisinin geliştirilmesi hedeflenmiştir.Öğe Evaluation of Ibn Khaldun’s Muqaddima in Terms of Food Studies(İstanbul Gelişim Üniversitesi Yayınları / Istanbul Gelisim University Press, 2024) Doğan, MuratThe Purpose of the Study: Food studies is a multidisciplinary academic field that examines the cultural, social, economic, and political dimensions of food. This study aims to evaluate Ibn Khaldun's Muqaddimah through the lens of food studies, thus providing a novel perspective on this classic text. The significance of this study is heightened by the fact that it is the first to analyze Ibn Khaldun's most important work, the Muqaddimah, from the perspective of food studies, thereby contributing substantially to the literature. Method: The study utilized document review as the primary data collection tool, with content analysis employed for data evaluation. Relevant passages in the Muqaddimah about food studies were identified through document scanning and subsequently categorized into themes via content analysis. These themes were then interpreted and evaluated in the context of food studies. Result: Content analysis of the identified passages revealed the overarching theme of “The effect of food on people and society.” This primary theme was further divided into five sub-themes: (1) food, nutrition, and culture; (2) food, nutrition, and social structure; (3) food, nutrition, and geography; (4) food, political, and economic systems; and (5) food, nutrition, religion, and health. Conclusion: The Muqaddimah offers a comprehensive examination of the effects of food on the economic and social structures of societies. It delves into the cultural, economic, and health dimensions of food, emphasizing the critical importance of food security for societal well-being and stability. Overall, this study provides a significant perspective on contemporary discussions and research in food studies, and it serves as a valuable resource for understanding the historical roots of this field.Öğe The Lucerne Lion Monument of Bertel Thorvaldsen and ‘A Song of Liberty’ Poem of William Blake(İstanbul Gelişim Üniversitesi Yayınları / Istanbul Gelisim University Press, 2024) Hergül, ÇağlayanThe Purpose of the Study: Lucerne City, a canton of Switzerland, shelters the famous Lion Monument (the Lucerne Lion) which represents Swiss Guards’ who lost their lives while defending the Monarchy during The French Revolution. On the other hand, William Blake, who lived during the French Revolution period and wrote poems on the revolution, wrote the lines ‘Empire is no more! And now the lion and wolf shall cease’ in his poem ‘A Song of Liberty’. The main idea of this article is to expose the intuitive connection between the Lucerne Lion and the lion metaphor in William Blake’s verse. Method: The reference works of this article have consisted of art history, history, and literature. Historical information and visual materials, which are related to the topic of the article, were obtained from local researchers of Lucerne and official web pages of various facilities and museums in Switzerland, France, Italy, and Norway. Results: It is deduced that the Metaphorical expression of the lion theme in both the sculpture and the poem in the article by illuminating visual and written sources. Within this direction of these facts, an intertextuality is evaluated between the Lion Monument and the A Song of Liberty poem. Conclusion: The historical steps during the consisting of this sculpture express the collective formation stages of a monument from the perspective of art history. Individuals and mass facts have carried today the Lucerne Lion, an artifact of this collective memory. The Song of Liberty poem written by Willam Blake against the monarchy in the French Revolution matches the metaphoric content of Lucerne Lion. In the direction of these detections, these two works were reviewed in the historical, visual, and text contexts, thus the intuitional connection was exposed between them.Öğe Jia Zhangke Sinemasında Göçmen İşçi Temsilleri: Neoliberal Özne Olgusu Çerçevesinden Bir Değerlendirme(İstanbul Gelişim Üniversitesi Yayınları / Istanbul Gelisim University Press, 2024) İpek, Bilge; Kırık, Ali MuratAmaç: Bu çalışma, 1980’lerle beraber komünist rejimden kapitalizme doğru evrilen Çin’de, dönüşen işçi sınıfı temsillerini Jia Zhangke sineması üzerinden okumayı amaçlamaktadır. Kuramsal/Kavramsal Çerçeve: Genel çerçevede neoliberal özneye ait alan yazını ele alındıktan sonra, öznenin bir işçi sınıfı olarak Çin özelinde nasıl dönüştüğü çalışmanın kuramsal çerçevesini oluşturmaktadır. Yöntem: Jia Zhangke sinemasını sosyolojik bir bakışla inceleyen bu çalışma, sosyolojik film çözümlemesi genel çerçevesi ile betimsel analiz yöntemini kullanmaktadır. Tematik analiz yöntemiyle, kuramsal çerçevede ortaya çıkan temalar filmler üzerinden betimsel analiz yöntemiyle incelenmektedir. Bulgular: Neoliberal özne alan yazınına ait girişimci, kaderci, köle, borçlandırılmış özne temaları Jia Zhangke’nin filmlerindeki karakterler üzerinde de görülmektedir. Ayrıca filmlerde yer alan göçmen işçiler, neoliberal dönemle paralel olarak ortaya çıkan kentin dönüşümünün işçi sınıfı üzerindeki etkisinin karşılığı olan neoliberal öznelliğin somut göstergeleri olmaktadır. Sonuç: Kent kuşağı sinemacısı olarak adlandırılan Jia Zhangke sinemasında yer alan göçmen işçi karakterlerin yaşadıkları, Çin kentlerinin 1990 sonrası politik-ekonomik dönüşümünün bir etkisi olarak ortaya çıkan göçmen işçilere ait literatür çıktıları ile benzerlik taşır. Kırsal-göçmen işçilerin sahip oldukları kırsal hane halkı kayıtları onların kentlerde dışlanmasını da beraberinde getirir. Bu durum kırsal-göçmenlerin hem sosyal ortamda hem de iş hayatlarında kötü koşullarda kalmalarına sebep olur. Bu durum, Jia Zhangke sinemasında da benzer şekilde temsil edilir. Bununla beraber Çin’in 1979 sonrası reform hareketleri ile başlayan kapitalistleşme süreçlerine bağlı olarak dönüşen gündelik hayata dair yansımalar da neoliberalizmin kent ve özneler üzerindeki etkiler ile paralellik taşır. Bu bağlamda, Jia Zhangke sinemasının özneleri neoliberal öznelliği karşılaşayan girişimci, kaderci, borçlandırılmış özne özelliklerini de karşılamaktadır.Öğe Dijital Sanat Eserlerinin Sergileme ve Mekânsal Farklılıklarının Seçilen Eserler Üzerinden İncelenmesi: Refik Anadol Örneği(İstanbul Gelişim Üniversitesi Yayınları / Istanbul Gelisim University Press, 2024) Kaymakçı, Sıla; Aytar Sever, İldemAmaç: Birçok etkene bağlı olarak tarih boyunca değişen ve gelişen sergileme mekânlarına etki eden kavramlardan biri de dijitalleşme ve teknolojinin ilerlemesiyle ortaya çıkan dijital sanat formlarıdır. Bu doğrultuda klasik sanat formlarından farklı mekânsal uygulama ve gereksinimleri olan, birçok farklı yöntem, boyut ve formdaki dijital sanat eserlerinin sergilenmesinde mekânın ele alınışını ve dönüşümünü analiz etmek araştırmanın amaçlarındandır. Kavramsal/Kuramsal Çerçeve: Tekli durum çalışması olan araştırma kapsamında sergileme mekânı, dijital sanat ve dijital sergileme yöntemleri açıklanmış ve de Refik Anadol’un üretmiş olduğu dört eser seçilmiş, sergileme uygulamaları incelenerek mekânsal analizler yapılmıştır. Yöntem: Nitel araştırmada konu ile ilgili belgesel tarama yöntemiyle kitap, makale ve tezlerden yararlanılarak sergileme mekânı, dijital sanat ve dijital sergileme yöntemleri kavramları ele alınmıştır. Sanat eseri ve sanatçı seçiminde ölçüt örnekleme ve maksimum çeşit örnekleme yöntemleri kullanılmıştır. Eser ve mekân bağlantısına ait bulgular tablo haline getirilerek özetlenmiştir. Bulgular: İncelenen dört eserden ikisine ait görsel ve mekânsal analizlerine yazar tarafından yapılan gözlemler sonucunda; diğer iki eserin görsel ve verilerine ise sanatçıya ait internet sitesinde ulaşılmıştır. Dijital sanat eserlerinde, pek çok farklı sergileme yöntemini ve yapı grubunu tercih edebilmektedir. Sergileme yaklaşımları çok çeşitli olduğundan mekân tasarımlarında birçok zorluk da bulunmaktadır. Sonuç: Dijital sanatın mekân ile ilişkisi pek çok farklı şekillerde görülmektedir. Sergileme yöntemi olarak mimari yapılar ve iç mekanlar tercih edilebilmektedir. Sergilemede ortaya koyduğu çeşitlilik yönüyle, mekânsal olarak tasarımcılar ve iç mimarlar tarafından incelenmesi gereken bir çalışma konusudur.Öğe İstanbul Asitane Tipi Mevlevihanelerin Güncel İşlevlerinin Mevleviliğin Somut Olmayan Kültürel Niteliklerine Etkilerinin Değerlendirilmesi(İstanbul Gelişim Üniversitesi Yayınları / Istanbul Gelisim University Press, 2024) Arapoğlu, MuratGiriş ve Çalışmanın Amacı: XIII. yüzyılda inkişaf eden Mevlevilik Anadolu, Ortadoğu ve Balkanları kapsayan geniş bir coğrafyada yaklaşık yedi asır faaliyet göstermiş, bu süreçte Mevleviler yaklaşık 140 adet mevlevihane kurmuştur. UNESC0 2008 senesinde Mevlevi kültürünü “İnsanlığın Sözlü ve Somut Olmayan Kültürel Mirasının Başyapıtları” listesine kabul etmiştir. Yaşanan bu gelişmeler sonrasında mevleviliğin somut mekânı mevlevihanelerin güncel durumları kamuoyunun gündeminde tartışılır hale gelmiştir. 1925 senesinde tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması kanunu sonrası Türkiye Cumhuriyeti sınırlarında tarikatın faaliyetlerine son verilmiş, yapıların bir kısmı terk edilmiş, diğerleri mescit veya muhteviyatında bulunmayan işlevlerle kullanılmıştır. Tarihsel süreçte yapıların mimari özelliklerindeki değişimler incelenerek, yapıların güncel kullanımları tespit edilecektir. Mevlevihanelerdeki mekânların güncel işlevlerinin somut ve soyut niteliklerine olan etkileri değerlendirilecektir. Kavramsal/Kuramsal Çerçeve: Mevlevilik tarikatı içerisinde asitane tipi olarak tanımlanmaları ve aynı zamanda imparatorluk baş şehrinde tesis edilmiş olmaları hasebiyle İstanbul’da yer alan asitane tipi dört mevlevihanede tarikatın somut olmayan niteliklerine ait faaliyetlerin yapıldığı mekânlar incelenmiştir. Yöntem: Literatür taramasında yapılarla ilgili yazılı ve görsel kaynaklara ulaşılmış, yapıların geçirdiği değişimler ortaya konulmuş, güncel işlevleri tespit edilmiştir. Mekânların güncel işlevlerinin şehir hayatıyla ilişkileri medya araçlarındaki güncel haberler ve diğer gözlemlerle beraber yorumlanmıştır. Mevlevihanelerdeki yapıların fonksiyonlarını gösteren plan üzerinde 1925 öncesi ve sonrası durumları karşılaştırmalı olarak analiz edilmiş, güncel işlevlerin somut olmayan niteliklerin korunmasına etkisi tartışılmaya açılmıştır. Bulgular: 1925 yılında yürürlüğe giren kanun sonrası mevlevihaneler muhteviyatında olmayan işlevlerle kullanılması Mevlevilik kültürüne ait somut olmayan niteliklerin zarar görmesine neden olmuştur. XXI. Yüzyılın ilk çeyreğinde mekânların yeni işlevlerinin tarikatın özünde olan gayeler bağlamında kullanımının bütünleşik koruma çözümlerine katkı sağladığı görülmüştür. Sonuç: Mevleviliğin diğer tarikatlardan farkı soyut niteliklerinin icra edildiği kendine özgü mimari özellikleri olan mekânlara sahip olmasıdır. Yapılarda sanatsal faaliyetleri kapsayan, derviş eğitiminin kurallarının öğretildiği mekânlar yer alır. Yeni işlevlerle kullanılan mevlevihanelerde tarikatın somut ve somut olmayan niteliklerini bir arada koruma altına alabilecek kararlar tasarım sürecinde dikkate alınması gereken kriterler arasında olmalıdır.Öğe Tasarımda Formun 20. Yüzyıl Mimari Akımlar Üzerinden İncelenmesi(İstanbul Gelişim Üniversitesi Yayınları / Istanbul Gelisim University Press, 2024) Suyabatmaz, Ebra; Aytar Sever, İldemGiriş ve Çalışmanın Amacı: 20. yy. çeşitli birçok toplumsal olayı içinde barındıran bir zaman dilimidir. Aynı zamanda endüstri ve teknolojinin gelişmesi ve hız kazanması tasarımda formun kullanımını, yapısal özelliklerini, etkilerini ve işlevini değiştirmektedir. Tasarım öğelerinden biri olan form, mimari kimliğin oluşumunu etkileyen önemli bir kavramdır ve çevresel birçok etmen doğrultusunda değişkenlik gösterebilmektedir. Bu bağlamda 20. yy. sürecini irdelemek, tasarımda formun oluşumunu etkileyebilecek faktörleri ortaya çıkarabilmek adına önemlidir. Çalışmanın amacı çevresel etkenlerin formun oluşumunu nasıl etkilediği, tarihsel tasarım sürecinde formun işlevinin ve gelişiminin nasıl olduğu sorusuna cevap aramak ve mimari kimlikte oluşan bu form tasarımlarını incelemektedir. Çalışmanın bir diğer amacı mimarlık tarihinde yer alan ‘Form fonksiyonu izler (Biçim işlevi izler)’ ve ‘Fonksiyon formu izler (İşlev biçimi izler)’ metaforlarında form kavramının nasıl ele alındığını irdelemektir. Kavramsal/Kuramsal Çerçeve: 20. yy. savaşlar, ekonomik zorluklar, toplumsal olaylar, endüstriyel gelişmeler bakımından çeşitli birçok durumun yaşandığı ve bu durumların mimari kimliğin oluşumunu doğrudan etkilediği bir dönemi kapsamaktadır. Aynı zamanda 20. yy. da yaşanan gelişmeler yaşadığımız yüzyılın temellerini oluşturma ve yeni bir tasarım anlayışı geliştirmede etkili bir zaman dilidir. Bu sebeple çalışmada incelenecek form tasarımları 20. yy. ile sınırlandırılmıştır. Yöntem: Çalışmada araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden doküman ve veri inceleme yöntemi kullanılarak yapılmıştır. 20. yy. ile sınırlandırılan çalışma alanında ilgili görsel ve yazılı kaynaklar taranmış ve form tasarımları incelenmiştir. 20. yy. dönemini kapsayan mimari akımlar Art Nouveau, Art Deco, Fütürizm, De Stijl, Bauhaus, Konstrüktivizm, Pürizm, Brütalizm, Ekspresyonizm, Modernizm, High-Teach, Dekonstrüktivizm, Minimalizm, Fonksiyonalizm, Ekoloji ve Organik Mimari olarak belirlenmiştir. Zaman dilimi olarak 19. yy.ın ikinci yarısı itibariyle görülen Arts and Crafts akımı, Art Nouveau akımı üzerindeki etkileri sebebiyle çalışma kapsamında öncül bir mimari akım olarak incelenmiştir. Her bir mimari akımın form tasarımı, akımın öncüsü olan mimar ve tasarımcılardan seçilmiş projeler üzerinden analiz edilmiştir. Doküman ve veri incelemeleri sonucunda mimari akımlarda görülen formun yapısal özellikleri, kullanım biçimleri ve mimaride etkileri ortaya çıkarılmıştır. Bulgular: Tasarımda formun 20. yy. döneminde yaşanılan ekonomik, toplumsal birçok durumdan etkilendiği ve mimari kimlikte bir ifade biçimi olarak kullanıldığı gözlenmiştir. ‘Biçim işlevi izler’ ve ‘İşlev biçimi izler’ metaforları irdelenmiş, elde edilen bulgularda formun mimari kimliğin sahip olduğu işlevi karşılamada önemli bir araç olarak kullanıldığı görülmüştür. Sonuçlar: 20. yy. kapsamında incelenen mimari akımlar sonucunda form mimari kimlikte birçok farklı işlevi ile var olmaktadır. Mimari kimlikte fonksiyonel bir işlevi karşılayabileceği gibi, toplumsal, ekolojik, psikolojik ya da teknolojik bir işlevi de karşılayabilmektedir. Form mimari kimliğe katmış olduğu işlev sayesinde, mimari kimliğin algılanmasını ve özgün tasarımların ortaya çıkmasına olanak sağlamaktadır. Form günümüz yüzyılında mutlaka çevresel etkenler doğrultusunda ele alınmalı, sınırlayıcı kalıplardan arındırılarak tasarımda yer almalıdır.Öğe “Duvarları Olmayan Müze” Bağlamında Sergileme Mekânının Evrimi ve NFT İlişkisi(İstanbul Gelişim Üniversitesi Yayınları / Istanbul Gelisim University Press, 2024) Abacı, Zeynep; Kuş, MetinAmaç: Sanat tarihine bakıldığında her dönemin bir önceki döneme göre yeni bir söz söyleme ihtiyacında olduğu gözlemlenmektedir. Günümüz sanat dünyası da üretim biçimlerinden, izleyicinin deneyimlerine, koleksiyonerin konumundan, sergileme alanlarının çeşitliliğine kadar bu değişimlerden etkilenmiştir. Geleneksel olarak müze veya galeri duvarları ile sınırlı sergileme alanının günümüz teknolojik olanakları ile genişleyerek duvarsız müze kavramının veya NFT gibi yeni sergileme olanaklarının ortaya çıkması aynı zamanda sanat eseri yaratım süreçlerini de radikal bir şekilde dönüştürmüştür. Bu çalışmada tarihsel gelişimi ve bağlamı ile de ilişkilendirilerek sanat eserinin sergilenme biçimleri ve olanaklarının dönüşümü aynı zamanda bu dönüşümün sanatsal yaratım süreçlerinde sağladığı yeni olanakların incelenmesi amaçlanmıştır. Kavramsal Çerçeve: Günümüz sanat dünyasının üretim biçimlerinden, izleyicinin deneyimlerine, koleksiyonerin konumundan, sergileme alanlarının çeşitliliğine kadar geçirdiği evreler incelenmiştir. Geleneksel olarak müze veya galeri duvarları ile sınırlı sergileme alanının günümüz teknolojik olanakları ile genişleyerek duvarsız müze kavramının veya NFT gibi yeni sergileme olanaklarının ortaya çıkması fikri üzerinde durulmuştur. Yöntem: Bu çalışmada literatür taraması ve ilişkisel bağ kurma yöntemiyle kavramlar arası köprüler kurulmuş ve sanat tarihinden eser örneklerine yer verilmiştir. Son yıllarda popülerlik kazanmış NFT kavramı, sergileme bakımından yeni bir mekân yaratmak anlamında ele alınmış ve kavram odağında eleştirel bir literatür taraması yapılmıştır. Aynı zamanda sanat tarihinden eser örnekleri incelenerek nitel bir araştırma süreci izlenmiştir. Bulgular: Bu çalışmayla geçmişten günümüze sergileme mekânının geçirdiği evrimin sebeplerinden teknolojik gelişmelerin sanat üzerinde dönüştürücü bir etkisi olduğu gözlenmektedir. 20. yüzyıl ve sonrasında sergileme alanlarının değişimi ve NFT kavramının duvarsız müze fikriyle olan benzerliği makale kapsamında örneklerle incelenmiştir. Sonuç: Sanatçının eserini sergilemesi için yeni yerler araması fikri başta video sanatçıları olmak üzere, internetin gücüyle yeniden anlam kazanmıştır. Yeni medya ve internetin günümüz açısından baskın karakteri ve kolaylaştırıcı yönü sanal müze kavramının doğmasında rol üstlenmiştir. Sanal müzenin beslendiği düşüncenin Malraux’nun duvarsız müze öngörüsü olduğunu söylemek mümkündür.