Yazar "Wakizaka, Keisuke" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 9 / 9
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Diaspora Kimliğinin Yönü Üzerindeki Anlaşmazlık Olarak Gürcistan’daki Çeçen-Kistlerde Tasavvuf-Selefilik Tartışması(2021) Wakizaka, KeisukeBu çalışmanın konuları Pankisi’deki Selefilik akımının diğer bölgedekilerle farkları ve Sufiler ve Selefiler arasındaki ilişkilerin değişim sürecidir. Bu makale, Pankisi’deki Selefi-Sufi anlaşmazlığının Çeçen-Kist kimliğini Gürcü toplumuna asimilasyona karşı nasıl korumak gerektiğine yoğunlaştığını ve Pankisi’deki kültür me kimlik durumunun rahatlanması ve çevre kirliliği ve insan hakları sorunları gibi yeni sorunların ortaya çıkmasının Pankisi’deki Selefi-Sufi çatışmasının sona ermesinde önemli rol oynadığını öne sürmektedir. Çeçen-Kistlerin neredeyse tamamı Müslümanken onların benimsediği geleneksel İslamiyet (tasavvuf) ve kültürü, Hıristiyanlık ve Gürcü kültüründen de önemli derecede etkilenmiştir. Ayrıca Sovyetler Birliği dönemindeki ateist politikalardan dolayı Çeçen-Kistlerin toplumsal hayatı sekülerleştirilmiş ve Gürcüler ve Çeçen-Kistler arasındaki farklar daha da azalmıştır. Diğer yandan, 1990’lı yıllardan sonra ise Kur’an merkezli saf İslamiyet’i savunan Selefilik Pankisi’de yayılmaya başlamış ve özellikle gençler arasında çok etkili olmuştur. Fakat Pankisi’deki Selefilik ve Kuzey Kafkasya’daki Selefilik arasında önemli fark mevcuttur. Kafkas Emirliği örneği gibi Kuzey Kafkasya ve diğer bölgelerdeki SelefilikVahhabilik akımı şeriatın katı şekilde uygulandığı “İslam devleti” gibi yapılanmaları bölgede oluşturmaya yönelmekte ve bu süreçte bölgedeki güçlerle ciddi çatışma içindedir. Diğer yandan, Pankisi’deki Selefilik akımı ise Çeçen-Kist kimliğini Gürcü toplumuna asimilasyondan korumaya ağırlık vermektedir. Gürcistan devletinin ilkelerine aykırı olan “İslam devleti” gibi yapılanmaları kurma niyetini gütmemiştir. Pankisi’deki Sufi-Selefi anlaşmazlığı da “Çeçen-Kist kimliği asimilasyondan nasıl korumalıyız?” sorusu üzerine odaklanırken bu iki grup Çeçen-Kist kimliğinin korunmasının önemi konusunda hemfikirdir. Öyle ki, Pankisi’deki SufiSelefi anlaşmazlığı Çeçen-Kistlerin kimliği ve kültürü konusunda rahatlama sağlandıktan sonra önemli derecede sakinleşmiştir. Ayrıca çevre kirliliği ve insan hakları sorunu gibi yeni sorunların ortaya çıkması Pankisi’deki ÇeçenKistleri Gürcistan hükümetine karşı birlikte harekete geçirmiş ve bölgedeki Selefi-Sufi çatışmasının sona ermesinde önemli rol oynamıştır.Öğe Gürcistan'daki Çeçen-Kistlerde Diaspora Kimliği ve Anayurt ile İlişkileri(Akademisyen Kİtabevi, 2021) Wakizaka, Keisuke1991 yılında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği yani Sovyetler Birliği da- ğıldıktan sonraki gelişmeler, Gürcistan’ın kuzeydoğu kısmında yer alan Pankisi Vadisi’ndeki Çeçen-Kistleri kimlik dönüşüm sürecine itmiştir. Sovyetler Birliği döneminde Gürcü toplum ile Çeçen-Kistler arasında herhangi bir sıkıntı yaşan- mamıştır. Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra 1990’lı yılların sonundan itibaren ise önemli kimlik dönüşümüne uğramış ve Gürcü siyasal ve toplumsal hayatın- dan dışlanmaya başlamıştır. Bölgede Selefilik-Vahhabiliğin yayılması da bu sü- reci daha da hızlandırmış ve Gürcü toplumunun Çeçen-Kistler üzerindeki imajı önemli derecede olumsuzlaşmıştır. 2003’te Mihail Saakaşvili iktidara geldikten sonra onların Gürcistan’a entegrasyonu ilerlese de onların entegrasyon sürecin- deki sıkıntıları henüz giderilmiş değildir. Akademik alanda Pankisi Vadisi’ndeki Çeçen-Kistler üzerindeki bazı çalışmalar mevcut olmasına rağmen, onların çoğu Pankisi Vadisi’ndeki Selefiliğin durumuna odaklanmışlardır. Pankisi’deki diaspora milliyetçiliği ve Gürcistan devleti arasındaki ilişkileri ele alan çalışma neredeyse hiç yoktur. Durum böyleyken bu çalışma, 1990’lı yıllardan sonra Pankisi’deki Çe- çen-Kist toplumunda yükselen Çeçen diaspora milliyetçiliği ve bu milliyetçiliğin Çeçenistan-İnguşetya ve Gürcistan ile ilişkilerine odaklanacaktır.Öğe Gürcistan’daki Gürcü-Oset İlişkileri ve Ortak Tarih Anlayışı(İstanbul Gelişim Üniversitesi Yayınları / Istanbul Gelisim University Press, 2022) Wakizaka, KeisukeGenellikle Gürcistan’da din, dil ve coğrafyaya dayalı geleneksel Gürcü milliyetçiliği mevcutken Sovyetler Birliği’nin kimlik politikası Gürcülerin ve Osetlerin dışlayıcı etnik milliyetçiliğini pekiştirmiştir. Sonunda bu durum Güney Osetya Meselesinin patlak vermesine sebep olmuştur. Bu durum geleneksel Gürcü ve Oset tarih yazımlarına belirgin şekilde yansıtılmıştır. Gürcüler ve Osetler birbirlerini “yabancı ve Rusya’nın beşinci kolu” olarak suçlayıp dışlamaktadır ama Mihail Saakaşvili 2003’te iktidara geldikten sonra Gürcü milliyetçiliğini daha kapsayıcı yurttaşlık milliyetçiliğine dönüştürmeye yönelmiştir. Gürcistan güncel tarih yazımı da “tarihsel Gürcü-Oset birlikteliği” ve “Rusya tehdidi”ni vurgulamaktadır. Bu bağlamda Gürcistan’daki Osetler kendi tarihini anlatırken, kendilerinin Gürcistan’da kalmaya devam etmelerinin meşruiyetini savunmaya ağırlık vermekte ve Osetlerin de Gürcistan toplumunun bir parçası olduğuna ve geçmişten beri Osetlerin Gürcülerle birlikte dost olarak Gürcistan topraklarında yaşamaya devam ettiklerine vurgu yapmaktadır. Böylece Gürcistan’daki Osetlerin kimlik inşası, Gürcistan’ın ulus-devlet inşa süreciyle uyumlu hale gelmiştir.Öğe The Historical Dynamics of the Second Karabakh War and the Shift in Turkey’s Policy: The Effects of the Syrian Civil War(2022) Köse, Güçlü; Wakizaka, KeisukeAfter the end of the Cold War, Turkey's Caucasus policy has undergone changes in the period from the 1990s to present, while the Nagorno-Karabakh policy has also changed. The change in both Turkey's Caucasus policy and Nagorno-Karabakh policy was most evident in the second Nagorno-Karabakh War. The policies implemented by Turkey during the war and the role it assumed are proofs of this change. The change, on the other hand, expresses a transition from discursiveness to activism. This transition is due to three main reasons; first, the dynamics in domestic politics, second, Turkey's capacity increase in all areas, and third, the impact of the Syrian Civil War. All these reasons paved the way for Turkey to follow more specific and more operational policies in its NagornoKarabakh policy. The second Nagorno-Karabakh War, containing important clues for understanding Turkey's policies in both Azerbaijan and the Caucasus, is an event that has a subtext and a background for a better understanding of Turkey's regional power goalsÖğe Interpreting Relations Between Armenian Nationalism, Marxism and The Armenian Apostolic Church(Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Wakizaka, Keisuke; Yılmaz, GökçeThis study aims to criticize the current view and propose a different perspective on Armenian nationalism by revealing that Armenian nationalism had been derived from Marxism, instead of the understanding that Marxism and Armenian nationalism are opposite from each other. The questions of the study are how Marxism formed the backbone of Armenian nationalism and how the Armenian Apostolic Church was affected by Marxism. Although Armenian nationalism seems to be anti-Marxist, it is interpreted as “left-wing peripheral” nationalism derived from Marxism considering the views to have been influenced by and the Marxist elements contained within Armenian organizations. On the other hand, Armenian nationalism also carries the dimension of “central nationalism” based on chauvinism, and this situation indicates that the revolution and class conflict cannot completely get rid of nationalism. Looking at the Armenian Apostolic Church, while the church had a conservative structure against Marxism, the influence of Armenian nationalists and Marxists increased within its own structure due to the situation created by the Armenian National Constitution, and ultimately the church began to act together with the Armenian nationalism based on MarxismÖğe Kitap İncelemesi – 1: Etnisiteyi Yeniden Düşünmek(İstanbul Gelişim Üniversitesi Yayınları / Istanbul Gelisim University Press, 2024) Wakizaka, Keisuke; Koçyiğit, Gökçe AselYazar: Richard JENKINS, Etnisiteyi Yeniden Düşünmek (Rethinking Ethnicity), Çeviren: Erdoğan BOZ (çev.), Ankara: Koyusiyah Yayıncılık, 2022, 264 s. ISBN: 978-605-69807-9-4 Jenkins kitabın adını da oluşturan biçimiyle etnisiteyi yeniden düşünmeyi amaçlarken bu konu üzerine ihmal edilmiş bazı düşünceleri yeniden gündeme getirerek pek çok farklı fikri birlikte tartışmakla etnisite ile ilgili kendi yorumunu ortaya koymaktadır. Bu kitap Clifford Geerz başta olmak üzere milliyetçilikle ilgili ilkçilerin (primordialistlerin) hâkim olduğu antropoloji açısından etnisite kavramını detaylı olarak değerlendirmektedir. Kitap özellikle ilkçilerin (primordialistlerin) etnisite ve milletin temelini oluşturan unsurların değişmez ve doğal öneme sahip olduğunu savunan anlayışı ciddi şekilde eleştirmektedir. Bu açıdan etnisite ile ilgili oldukça faydalı bir içeriğe sahip olan bu kitap çok verimli bir kaynaktır.Öğe Neorealist Teori Açısından ABD ve Avrupalı Ülkelerinin Türkiye-Ermenistan Sınırına Bakışının Dönüşümünü Yorumlamak(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2024) Wakizaka, Keisuke1991 yılında Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan bağımsızlığa kavuştuktan sonra Güney Kafkasya’da gündeme gelen önemli sorunlardan biri Türkiye-Ermenistan sınırıyla ilgili meseledir. Birçok bölgesel ve küresel güçler konuya ilgilerken mesele genellikle sadece Türkiye-Ermenistan-Azerbaycan ilişkileri bağlamında tartışılmış ve diğer ülkelerin bakışı göz ardı edilmiştir. Bu çalışma Avrupalı ülkelerin Türkiye-Ermenistan sınırına bakışı ve onun değişim sürecini Neorealizm açısından ele almakta ve ağırlıklı olarak ikinci el kaynaklar ve internet haber ajanslarına dayalı içerik analizinden faydalanmıştır. Özellikle Türkiye-Ermenistan sınırının açılması konusu 2008 yılındaki Gürcistan Krizi’nden sonra Türkiye-Gürcistan-Azerbaycan koridorunun alternatifi olarak Batı ülkeler tarafından önerilmiş ve ona yönelik süreç başlatılmıştır. Fakat Türkiye’deki ve Ermenistan’daki kamuoyu ve Azerbaycan’ın tepkisinden dolayı süreç iptal edilmiş ve 2012’den sonra Batı Gürcistan’a tekrar odaklanmaya başlamıştır. Böylece bu sınır “unutulmuş sınır” hâline gelmiştir. Diğer yandan, Rusya-Batı gerginliği tırmandıkça hem enerji güvenliğini sağlamak için hem de Kafkasya üzerindeki Rus nüfuzunu azaltmak için Batı ülkeler Türkiye-Ermenistan arasındaki müzakere sürecini aktif şekilde desteklemeye başlamış ve Ermenistan’ın Batıya entegrasyonu için Türkiye-Ermenistan sınırının açılmasını desteklemiştir.Öğe Rogers Brubaker’in Diaspora-Anayurt-Konuk Eden Ülke İlişkileri Teorisi Çerçevesinde Gürcistan’daki Osetler, Abhazlar ve Çeçen-Kistleri Yorumlamak(2020) Wakizaka, KeisukeBu çalışma Rogers Brubaker’in “diaspora-anayurt-konuk eden ülke ilişkileri” teorisine katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Burada bu teorinin istisnai örneği olarak karşımıza çıkan Güney Osetya ve Çeçenistan meselesinde Gürcistan içindeki Osetler, Abhazlar ve Çeçen-Kistlerin konumu ve bu meselelerin farklı süreci izlemesinin sebebi incelenecektir. Bu çalışma Brubaker’in teorisine katkıda bulunmak için de facto devletler sorunu ve daha önce çok nadiren araştırılan Gürcistan’daki Osetler, Abhazlar ve Çeçen-Kistlere odaklanmaktadır. Brubaker’in teorisine göre “konuk eden ülke” kendi ulus-devlet inşası sürecinden “diasporalar”ı dışlarken diasporalar ise ona tepki gösterir ve “anayurt” da onları destekleyerek “konuk eden ülke”ye baskı uygular. Böylece diasporalar “anayurt”ların “konuk eden ülkeler”e baskı uygulaması için siyasi araç olarak kullanılmaktadır. Bu durum eski Sovyet ülkeleri, özellikle Baltık ülkeleri ve Kazakistan’daki Ruslar örneğinde net bir şekilde görülmektedir. Gürcü-Rus ilişkilerine bakıldığında de facto devletler sorunu “diaspora-anayurt-konuk eden ülke ilişkileri”nin değişik şekli olarak görülürken Gürcistan-de facto devletler arası ilişkilere odaklanıldığında ise Gürcistan’daki Osetler, Abhazlar ve Çeçen-Kistler farklı süreci izlemiştir. Gürcistan dışlayıcı ulus-devlet inşa sürecine girerken Rusya Güney Osetya’daki Osetler ve Abhazya’daki Abhazları desteklemiş ve onlara “hukuki-siyasi Rus diasporası” statüsünü vererek Gürcistan’ın batıya yönelmesini engellemek için onların haklarını bahane ederek baskı uygulamaktadır. Diğer yandan, Gürcistan’daki Osetler ve Abhazlar ise Rusya ve “anayurtları” tarafından desteklenmemekte ve Gürcü toplumun onlara karşı şüphesi de devam etmektedir. Yani onlar Güney Osetya ve Abhazya meselelerinde “ortada kalmış” durumdadır. Gürcistan’daki ÇeçenKistler örneğinde ise Gürcistan Rusya’ya karşı Çeçen-Kistlerin “anayurdu” olarak tanımlanan Çeçenistan’ı desteklemiş ve bu süreçte Gürcistan’daki Çeçen-Kistler arasında “Çeçen-Vaynakh diasporası” bilinci oluşmuştur. Diğer yandan, bu kimlik dönüşümü ve Pankisi’deki kargaşadan dolayı Gürcistan devleti ve Gürcü toplumu tarafından Çeçen-Kistler dışlanmıştır. Sonuç olarak, Rusya de facto devletlerdeki insanları Gürcistan’ı terbiye etmek için kendi diasporası olarak siyasal araca dönüştürmekte ve Gürcistan’daki de facto devletler sorunu Gürcistan-Rusya gerginliğinde “diaspora-anayurt-konuk eden ülke ilişkileri”nin değişik şekli olarak görülmektedir. Diğer yandan, Gürcistan ile de facto devletler ilişkilerine bakıldığında ise Gürcistan’daki Osetler, Abhazlar ve Çeçen-Kistler konuk eden toplum tarafından şüpheyle yaklaşılırken kendi anayurtları olan Güney Osetya, Abhazya ve Çeçenistan tarafından da desteklenmemektedir. Dolayısıyla bu durumda Gürcistan’daki Oset, Abhaz ve Çeçen-Kist diasporaları kendi sosyo-kültürel haklarının genişletilmesini ve anayurtlarıyla ilişkilerinin gelişmesini isterken “konuk eden ülke” olan Gürcistan’ın ilkelerine riayet etmekte ve kendi anayurtlarının hükümetlerini desteklememektedir.Öğe Rusya ve Kafkasya Emirliği Arasında Çeçen Milliyetçiliği(Yozgat Bozok Üniversitesi, 2020) Wakizaka, KeisukeBu çalışma fikir ve ideoloji açısından Çeçen milliyetçiliği ve Kafkas Emirliği arasındaki ilişkilere odaklanarak günümüzdeki Çeçenistan’da Çeçen milliyetçiliğinin hangi konumda yer aldığını analiz etmiştir. Bu makale, Çeçen milliyetçileri ve Çeçenistan’daki Radikal İslamcı hareketin birbirlerine yakın olduğu varsayımına karşı, gerçekte Çeçen milliyetçileri ile Radikal İslamcıların arasında gerginliğin mevcut olduğunu, Çeçen milliyetçilerinin, Rusya Federasyonu ve Radikal İslamcılar arasında kaldığını öne sürmektedir. Çeçenler arasında geleneksel olarak Müslüman kimliği ve kabile kimliği önemli rol oynarken özellikle Sovyet döneminden sonra seküler Çeçen milliyetçiliği geliştirilmiştir. Birinci Çeçen Savaşı (Aralık 1994 – Ağustos 1996) sırasında tasavvuf ve seküler Çeçen milliyetçilik direniş hareketinin temelini oluştururken daha sonra ise radikal İslamcılık-Vahhabiliğin etkisi artmış ve sonunda Kafkas Emirliği 2007’de ortaya çıkmıştır. Seküler Çeçen milliyetçiliğine karşın, radikal İslamcılık-Vahhabilik ise etnisite-ulus çerçevesini reddetmektedir. Bu yüzden teorik açıdan Kafkas Emirliği ve seküler Çeçen milliyetçiler arasında çelişki mevcuttur. Ayrıca uygulamada da seküler Çeçen milliyetçileri-Sufiler ve Vahhabiler arasında sıkça çatışmalar yaşanmıştır ve günümüzde de ikisi arasında ciddi gerginlik mevcuttur. Kafkas Emirliği’nin IŞİD gibi küresel terörizme destek vermesi iki grup arasındaki mesafeyi daha da açmıştır. Diğer yandan, Rusya yanlısı Kadirov rejimi ise Vahhabilerle şiddetli mücadeleye devam ederken seküler Çeçen milliyetçilerine ise daha ılımlı tutum sergilemektedir. Bu durumda hem teorik olarak hem de uygulamada seküler Çeçen milliyetçiliği günümüzde Rusya’ya nazaran Vahhabilik ile daha sıkıntılı bir ilişkidedir. Böylece günümüzde seküler Çeçen milliyetçiliği Rusya ve Vahhabiler arasında sıkışmış veya Rusya ile uzlaşmak ya da yurt dışına kaçmayı tercih etmeye mecbur bırakılmıştır.