İstanbul Gelişim Üniversitesi Kurumsal Açık Erişim Arşivi
DSpace@Gelişim, İstanbul Gelişim Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.

Güncel Gönderiler
Öğe Türü: Öğe , Uluslararası lojistik ağlarının müşteri memnuniyeti üzerindeki etkisi: Servqual ve lojistik hizmet kalitesi ölçekleri ile bütüncül bir inceleme(İstanbul Gelişim Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Henden, SelincanBu çalışma, uluslararası lojistik ağlarının müşteri memnuniyeti üzerindeki etkisini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Araştırmada hizmet kalitesinin ölçümünde yaygın olarak kullanılan SERVQUAL modeli ile Lojistik Hizmet Kalitesi (LHQ) ölçeği birlikte ele alınmış, bu kapsamda hem teorik hem de uygulamalı analizler gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın temel amacı, algılanan hizmet kalitesi ile müşteri memnuniyeti arasındaki ilişkiyi bütüncül bir yaklaşımla ortaya koymaktır. Araştırma, karma yöntem yaklaşımıyla yürütülmüştür. Nicel veriler, Google Forms aracılığıyla dağıtılan anket yoluyla; nitel veriler ise belirlenen lojistik sektör temsilcileriyle yapılan yarı yapılandırılmış röportajlar aracılığıyla toplanmıştır. Anket formunda SERVQUAL ve LHQ ölçeklerinden uyarlanan ifadeler yer almış, toplamda 102 katılımcıdan veri elde edilmiştir. Nitel kısımda ise 13 sektör uzmanıyla yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde nicel veriler için betimleyici istatistiksel yöntemler ve korelasyon analizi kullanılmış, nitel veriler ise içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, lojistik hizmet kalitesinin özellikle zamanında teslimat, bilgi sağlama ve sipariş doğruluğu gibi boyutlarının müşteri memnuniyetini önemli ölçüde etkilediğini ortaya koymuştur. Bu doğrultuda, lojistik hizmet sağlayıcılarının müşteri beklentilerini dikkate alan daha etkin ve kaliteli hizmet modelleri geliştirmesi önerilmektedir.Öğe Türü: Öğe , Yetişkin bireylerde psikodrama grup uygulamalarının psikolojik belirtiler üzerindeki etkisinin incelenmesi(İstanbul Gelişim Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Güçlü, Nida HikmetBu araştırma, yetişkin bireylerde psikodrama grup uygulamalarının psikolojik belirtiler üzerindeki etkisini karma yöntemle incelemeyi amaçlamıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, İstanbul'da yaşayan ve gönüllü olarak katılım sağlayan 20 yetişkin birey oluşturmuştur. Katılımcılar, uygunluk kriterlerine göre on kişilik deney grubu ve on kişilik kontrol grubu olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Araştırmada ön test–son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmış ve hem nicel hem de nitel veri toplanmıştır. Deney grubuna 12 hafta boyunca haftalık psikodrama grup oturumları uygulanmış, kontrol grubuna ise bu süreçte herhangi bir müdahale yapılmamıştır. Nicel veriler, bireylerin psikolojik belirti düzeylerini değerlendirmek amacıyla SCL-90-R Belirti Tarama Ölçeği aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde gruplar arası fark için Mann-Whitney U testi, grup içi değişim için ise Wilcoxon İşaretli Sıralar testi kullanılmıştır. Nitel veriler, psikodrama oturumlarına ilişkin sistematik gözlem notları ve açık uçlu geri bildirim formunda elde edilmiş; veriler tematik analiz yöntemiyle değerlendirilmiştir. Nicel bulgular, deney grubunda psikodrama süreci sonrasında psikolojik belirti düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı azalmalar olduğunu göstermiştir. Son test sonuçlarına göre; somatizasyon, obsesif-kompulsif, kişilerarası duyarlılık, depresyon, anksiyete, öfke-düşmanlık, paranoid düşünce ve ek maddeler alt boyutlarında anlamlı düzeyde iyileşmeler saptanmıştır. Depresyon ve öfke-düşmanlık alt boyutlarında değişim daha belirgin düzeydedir. Fobik kaygı ve psikotik belirtiler alt boyutlarında ise anlamlı bir farklılık gözlenmemiştir. Nitel bulgular, psikodramanın bireylerin içsel dünyalarında dönüşüm yarattığını ortaya koymuştur. Tematik analiz sonucunda beş ana tema belirlenmiştir: Görülme ve anlaşılma arzusu, bastırılmış duyguların ifadesi, sınırlar ve özerklik, kuşaklararası aktarım ve yeni rollerle duygusal dönüşüm. Bu temalar; katılımcıların yalnızlıkla baş etme, öz saygı geliştirme, duygusal farkındalık kazanma, ilişkisel sınır belirleme ve empatik bağlar kurma gibi alanlarda gelişim gösterdiğini ortaya koymuştur. Katılımcıların "Yardım isteme hakkım olduğunu fark ettim." ya da "Kendime daha çok sarılacağım." gibi ifadeleri, benlik değeri ve duygusal ifade becerilerinde farkındalık kazandıklarını yansıtmaktadır. Nitel bulgular, nicel ölçüm sonuçlarını desteklemektedir. Grup sürecinin güvenli ve destekleyici yapısı; katılımcıların içgörü kazanmalarını, duygularını ifade etmelerini ve yeni roller denemelerini kolaylaştırmıştır. Psikodramanın spontanite ve yaratıcılığı teşvik eden yapısı ise katılımcıların sabitlenmiş düşünce kalıplarını sorgulamalarına, ilişkisel örüntülerini dönüştürmelerine ve psikolojik dayanıklılıklarını artırmalarına katkı sağlamıştır. Araştırmanın genel sonuçları; psikodramanın psikolojik belirtilerini azaltmakla birlikte bireyin kendilik algısını güçlendiren, duygusal düzenleme becerilerini geliştiren ve kişilerarası işlevselliği artıran bütüncül bir psikoterapi yöntemi olduğunu göstermektedir. Örneklem büyüklüğünün sınırlı olması ve uzun vadeli izlem verilerinin bulunmaması araştırmanın sınırlılıkları arasında yer almaktadır. Gelecek araştırmalarda farklı sosyo-demografik gruplarla ve uzun süreli takip çalışmalarıyla psikodramanın kalıcı etkilerinin incelenmesi önerilmektedir.Öğe Türü: Öğe , Spor yöneticilerinin örgütsel bağlılık düzeylerinin kamuya hizmet motivasyonları üzerine etkisi(İstanbul Gelişim Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Simra, AbdürrezzakBu tez çalışmasında, kamu kurumlarında görev yapan spor yöneticilerinin örgütsel bağlılık düzeylerinin kamu hizmeti motivasyonları üzerindeki etkileri kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır. Günümüzde kamu sektöründe çalışan bireylerin yalnızca fiziksel yeterliliklerinin değil, aynı zamanda psikolojik bağlılıkları ve motivasyon düzeylerinin yüksek olması, kamu hizmetlerinin etkinliği ve verimliliği açısından kritik bir öneme sahiptir. Özellikle spor yönetimi alanında çalışanların görevlerine duydukları bağlılığın ve kamu yararına hizmet etme isteklerinin, kurumsal performans üzerinde belirleyici faktörler arasında yer aldığı değerlendirilmektedir. Araştırmanın teorik temeli, örgütsel bağlılık ve kamu hizmeti motivasyonu kavramları üzerine kurulmuştur. Örgütsel bağlılık, Allen ve Meyer'in geliştirdiği duygusal bağlılık, devam bağlılığı ve normatif bağlılık boyutlarında incelenmiştir. Kamu hizmeti motivasyonu ise bireylerin kamu yararını kendi kişisel çıkarlarının önünde tutarak anlamlı ve kamusal fayda sağlayan hizmetler sunma arzusu şeklinde tanımlanmıştır. Literatür taramaları bu iki kavramın ayrı ayrı pek çok araştırmaya konu olduğunu göstermesine rağmen, özellikle Türkiye'de spor yöneticileri özelinde bu iki kavramın ilişkisel bağlamda ele alındığı çalışmaların sınırlı olduğu görülmüştür. Araştırma yöntemi olarak ilişkisel tarama modeli tercih edilmiş olup, veri toplama sürecinde Örgütsel Bağlılık Ölçeği ve Kamu Hizmet Motivasyonu Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemi kolayda örnekleme yöntemiyle belirlenen Gençlik ve Spor İl Müdürlükleri ile bunlara bağlı birimlerde görev yapan 251 spor yöneticisinden oluşmaktadır. Katılımcıların demografik özellikleri (cinsiyet, yaş, eğitim durumu, yöneticilik yılı ve gelir düzeyi) dikkate alınarak analizler gerçekleştirilmiş, gruplar arasında farklılıklar detaylı biçimde değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçları, spor yöneticilerinin örgütsel bağlılık düzeyleri ile kamuya hizmet motivasyonları arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki bulunduğunu ortaya koymuştur. Özellikle örgütsel bağlılık düzeyi yüksek olan yöneticilerin kamu yararına hizmet üretme konusunda daha güçlü bir içsel motivasyona sahip oldukları saptanmıştır. Bunun yanı sıra, örgütsel bağlılık ve kamu hizmeti motivasyonu düzeylerinin bazı demografik faktörlere göre farklılık gösterdiğine de dikkat çekilmiştir. Örneğin, yöneticilik süresi ve eğitim seviyesi gibi değişkenlerin her iki kavram üzerinde belirgin etkiler yarattığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak, bu çalışma, kamu kurumlarında görev yapan spor yöneticilerinin motivasyon ve bağlılık düzeylerinin kurumsal verimlilik açısından önemli katkılar sunduğunu gözler önüne sermektedir. Araştırmadan elde edilen bulgular, insan kaynakları yönetimi, çalışan memnuniyeti, liderlik ve kamu politikaları alanlarında uygulanabilir öneriler sunarak kamu kurumlarında daha etkili yönetim stratejilerinin geliştirilmesine zemin oluşturabilir. Aynı zamanda bu araştırma, spor yönetimi kapsamında örgütsel davranış literatürüne önemli bir teorik ve pratik kaynak sunma potansiyeline sahiptir.Öğe Türü: Öğe , Science in the Kitchen-January 2026: The Last Bastion of Taste and Culture: Food Sovereignty (2)(İstmag Magazin Gazetecilik, 2026) Doğan, MuratFood sovereignty is not only a demand for economic independence; it is also the liberation of our palate, our memory, and our identity. Gastronomy serves as a mirror, reflecting a society's lifestyle, history, and values. As this mirror cracks, the face we see becomes blurred. Along with the industrial food system, our local culinary cultures are rapidly disappearing: Instead of buttermilk, villages now serve carbonated drinks; village bread is being replaced by standardized bakery bread. Homemade jams, pickles, and molasses, symbols of our hospitality, are being erased from tables under the pretext of "hygiene" or "convenience."Öğe Türü: Öğe , Mutfakta Bilim Var-Ocak 2026: Lezzetin ve Kültürün Son Kalesi: Gıda Egemenliği (2)(İstmag Magazin Gazetecilik, 2026) Doğan, MuratGıda egemenliği, yalnızca ekonomik bağımsızlık talebi değil; aynı zamanda damak tadımızın, hafızamızın ve kimliğimizin kurtuluşudur. Çünkü gastronomi, bir toplumun yaşam tarzını, tarihini ve değerlerini yansıtan bir aynadır. Bu ayna çatladıkça, bize bakan yüzümüz de bulanıklaşır. Endüstriyel gıda sistemiyle birlikte, yerel mutfak kültürlerimiz hızla yok oluyor: Köylerde artık yayık ayranı değil gazlı içecekler ikram ediliyor; köy ekmeği yerini tek tip fırın ekmeğine bırakıyor. Misafirperverliğimizin simgesi olan ev yapımı reçeller, turşular, pekmezler, “hijyen” veya “kolaylık” bahanesiyle sofralardan siliniyor.


















